Sarı sendika dönemi kapanmalı!

Yayın: 27.09.2026 15:00 Güncelleme: 27.09.2026 15:53 Kaynak: Haber Merkezi

Samsun'da panelde konuşan sendikacılar Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu, Türkiye'de sarı sendika' döneminin artık kapanması gerektiğini söyledi. BİRTEK-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen, DİSK Genel İş Sendikası için "Sarı sendikacılığın kitabını yazdılar" nitelendirmesi yaptı

Samsun'un Atakum Belediyesi'nde 6 aydır maaşlarını alamayan işçilerden açlık grevi başta olmak üzere 15 gün süren eylemlerinin sonunda haklarını elde etmeyi başaran Atakum Belediyesi İşçi Dayanışması oluşumundaki işçiler bu kez de, Türkiye'de sendikaların masaya yatırıldığı bir panele ev sahipliği yaptı.Son dönemlerde ses getiren  işçi eylemlerinde öne çıkan, sınıf sendikacılığını öngören  anlayışın simgesi olan Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu'nun katıldığı panelde,  uzlaşmacı ve işbirlikçi politikalar izleyen sendikalar eleştirildi. BİRTEK-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen, DİSK Genel İş Sendikası'nı "Sarı sendikacılığın kitabını yazdılar" sözleriyle eleştirdi.

SARI SENDİKALARI TARTIŞTILAR

Son dönemlerde Türkiye genelinde ses getiren  Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi'nde tekstil ve halı işçilerinin düzenlediği eylemlerin mimarı BİRTEK-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin Ankara'daki eylemlerinin başındaki isim olan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ile Tunceli ve Ovacık eski Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu, Samsun'da Atakum Belediyesi İşçi Dayanışması'nın düzenlediği panele katıldı. Panelde, sendikaların günümüzdeki durumu, 'sarı sendikacılık', sendika bürokrasisi ve olması gereken sendikacılık masaya yatırıldı.


DİSK'E AĞIR ELEŞTİRİ

BİRTEK-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen, konuşmasında, Atakum Belediyesi'ndeki işçilerin yaşadıkları süreçten yola çıkarak, DİSK Genel İş'i hedef aldı. Türkmen, DİSK Genel-İş'i, "Nasıl sendikacılık yaptıklarını biliyoruz. Sarı sendikacılığın kitabını yazdılar" sözleriyle eleştirdi.

SENDİKA BAĞIMSIZ OLMALI

Sınıf sendikacılığından  söz edebilmek için temel ilkenin 'bağımsızlık' olduğuna dikkati çeken Türkmen, sendikaların sermayenin ve devletin her türlü etkisinden 'bağımsız' olması gerektiğini söyledi. Türkmen, "Sendikacılığın bürokratik bir meslek olmaktan  çıkması, iktidarın ve sermayenin etkisinden uzak olması gerekiyor. Belediye başkanının bir işaretiyle bir gecede sendika değiştiriyorsanız, zaten işçi olarak bağımsız, kendi çıkarlarınıza göre hareket etmeniz imkansızdır. Zaten Türkiye'de sarı sendikacılığın, bürokrat sendikacılığının diğer sendikalarda hakim halde gelmesinden önce  başladığı yer  kamu iş yerleri ve belediyelerdir. Çünkü hangi iktidar geldiyse, o iktidara yakın  sendikaya geçilmesi ilk buralarda başladı. İşte bu döngüyü kırmamız gerekiyor" dedi.

MESLEK OLMAKTAN ÇIKARMALIYIZ

İşçilerin artık kendi özgür iradeleriyle sendikal tercihlerini yapmaları gerektiğini de söyleyen Türkmen, "Bunun için de değişmesi gereken sadece  sendikaların yönetimi değil, işçilerin de sınıf bilinciyle nasıl bir sendika istedikleri konusunda özgür iradeleri olması gerektiğidir. Artık sendikacılığı bir meslek olmaktan çıkarmalıyız. Çünkü sendikaları yeniden işçinin yönettiği sendikalar haline, ancak böyle getirebiliriz. Burada değişmesi gereken sadece sendikaların yöneticileri değildir. İşçilerin de sınıf bilinciyle hareket etmesi, kendi çıkarlarına göre sendika tercih etmesi gerekiyor" diye konuştu.

LÜKS ARABALARA BİNEN SENDİKACILAR

Kendi üyeleri asgari ücretin ve açlık sınırının altında aldıkları maaşlarla sefalet içinde yaşarken, onlardan beş-on kat fazla maaş alan, işçilerin aidatlarıyla lüks arabalara binen  sendika yöneticilerinin, işçilerle aynı kader birliğine sahip olmasının mümkün olamayacağını da vurgulayan Mehmet Türkmen şunları söyledi:

"Çünkü bu sendikacılar artık bizim oturduğumuz mahallelerde bile oturmuyorlar. İşçinin haklarını savunmaları için aynı kader birliğine sahip olması lazım. İşçinin  beş-on katı maaş alan, lüks içinde yaşayan bir sendikacının önceliği, işçinin hakları için mücadele etmek değil kendi konforunu, kendi rant alanını korumaktır. Böyle bir sendikacı da,  devletle de işbirliği yapar, patronla da. Biz sendikacılara çok güveniyoruz, onlar bizim için en iyi kararı alırlar dediğimiz yerde bürokrasi başlar. İşçi oranın yönetimine katılmıyorsa, orada bürokrasi vardır. Bu yüzden sendikaları önce işçilerin yönettiği karar aldığı örgütler haline getirmemiz lazım. Yoksa bu döngüden başka bir çıkış yolu yok."  


İYİ Kİ EĞİTİM VERMİYORLAR 

Bir katılımcının "Sendikalar işçiye eğitim vermiyor, bunun için ne yapılabilir?" sorusuna da yanıt veren Mehmet Türkmen, "Bu sendikalar iyi ki eğitim vermiyor. Eğitim verseler ne eğitimi verecekler? En iyi bildikleri uzlaşma. Patron yanlısı olmayı mı öğretecekler? O yüzden insanın iyi ki sendika üyeliği az diyesi geliyor. Bu tür, patronun oy verdiği partiye göre değişen sendika üyeliklerine, örgütlülük diyemeyiz" dedi.

BAŞARAN AKSU: TÜRKİYE İŞÇİLEŞTİ

Ankara'da Doruk Maden işçilerinin yaptıkları eylemler sırasında kamouyunun yakından tanıdığı Bağımsız Maden İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ise konuşmasında Türkiye'deki 'neoliberal' politikalar sonucunda, ülkenin toplumsal formasyonunun 180 derece dönüştürüldüğünü, toplumun mülksüzleştirildiğini ve yoksullaştırıldığını söyledi.

PROLETER KENTLER KURULDU

Türkiye'deki en önemli dönüşümün Organize Sanayi Bölgeleri olduğunu ifade eden Başaran Aksu, Karadeniz'in her yerinde, Merzifon'dan  Tekkeköy'e, Çarşamba'dan Fatsa'ya kadar Türkiye'nin dört bir yanındaki OSB'lerde çalışan işçiler göz önüne alındığında, Türkiye'nin artık 'proleter kent'lerden oluştuğuna dikkati çekti. 

İKİ KUTUP VAR: İŞÇİLER VE BURJUVA

Türkiye'nin OSB'leşmesinin kendisini çok heyecanlandırdığını belirten Başaran Aksu, şunları söyledi:

"Çünkü ben düşüncem gereği işçilerin yeni bir dünya yaratabileceklerine inanıyorum. O zaman benim bu insanlara yakın olmam gerekiyor. Engels'in Lyon işçilerinin o direnişlerinde gördüğü heyecan gibi, ben de aynı heyecanı taşıyorum. Çünkü buralarda toplumu inşa edecek kaplanlar. aslanlar var. Üstelik her şey eskiye göre çok daha elverişli. Küresel entegrasyon bağları var, yabancı dilleri var. Sosyal medyayı çok iyi izliyorlar. Tekstilde ve marketlerde çalışan çocuklar üniversite mezunu. Yani işçi sınıfını, hem sekülerleştiren hem küresel bir hale dönüştüren bir durumla karşı karşıyayız. Ama biz ne yapıyoruz; Ekmelettin'e mi oy verelim, Kılıçdaroğlu'na mı oy verelim hesabı içindeyiz. Oysa ki  işçiler olarak, önce kendimiz bir güç elde edelim. Burjuva sınıfı ve etrafındakiler de bir korksunlar. Burjuva da, siyasi lordlar da  halen feodal dönemdeki gibi toplumları yönetebileceğini iddia ediyor. Neden? Çünkü sosyalist ideoloji zayıfladı, Ama başka bir durum var; Pandemiyle birlikte burjuva ideolojiler de çuvalladı.  O zaman bizim yapmamız gereken birliği sağlamak olmalı. Bu da liberal bakış açısıyla değil, sağ sol diye değil; İşçi sınıfı, burjuva sınıfı olarak sağlamalıyız bu birliği." 

SOL PARTİLERİ DE ELEŞTİRDİ

Türkiye'de solun, neoliberal politikaların son 40 yıldır yaşattığı bu dönüşümde sermaye sınıfının ortağı olduğunu da söyleyen Başaran Aksu, "Türkiye'de sol, 40 yıldır işçileştirme, yoksullaştırma dönüşümünün ortağıdır. O yüzden bizlerin, sosyalistlerin de özeleştiriye ihtiyacı var. Mesela yerel oligarşiler var. Bir direniş kurduğumuzda, muhalefet partisinin başkanı ilçe yöneticisi, yerel mafya, yerel gazete, sendikası herkes oradaki işçinin düşmanı. Ya da çevre direnişinin düşmanı. Bakın birkaç ay önce Merzifon OSB'de GM Teknik Cam işçilerinin  grevi vardı. Patronu için solcu diyorlardı. İşçiler verilen ücretin sadece bin lira üzerinde bir artış talep ediyorlardı. Ama işçiler tehdit edildi, Samsun'dan Karadeniz İşçi Derneği dışında kimse onlarla ilgilenmedi. Kimsenin kılı kıpırdamadı. Oysa ki Merzifon'daki 6 bin Organize Sanayi Bölgesi işçisi, grev yapan bu çocukları izliyordu. Eğer onlar kazanırsa, 6 bin işçi kazanacaktı. Samsun muhalefeti sessiz kaldı. Oysa ki ayağa kalkmalıydı.Peki ne oldu? GM Teknik Cam işçileri onurlu olsa da, hazin bir şekilde yenildiler. Çift Makas direnişine bakın bir de. Sadece işçiler değil bütün bir kent mücadele etti. O yüzden yürüyüş biçimimizi, düşünüş biçimimizi değiştirmemiz lazım.

MAÇOĞLU DA 'BÜROKRASİ'DEN YAKINDI

Tunceli eski Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu da belediyelerde sendika bürokrasisinin mutlaka değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Maçoğlu belediye başkanlıkları döneminde bu konuda yaşadığı sorunlardan örnekler verdi. 

Not: Google aramalarında güncel haberler alanında Samsun Ekip Haber içeriklerini daha sık görmek için bizi tercih edilen kaynak olarak seçebilirsiniz. Samsun Ekip Haber'i tercih edilen kaynak olarak ekle.