Sonun başlangıcını mı yaşıyoruz ?

Üç kuruş fazlaya evlerini yabancılara satanlar, yasa gereği sahip oldukları mal mülkler ile vatandaş olanların, artık kendi milletlerinin ruhunu ve yönetim anlayışlarını davranışlarını üzerimizde hüküm sürmeye başladıklarına şahit oluyoruz.
04.08.2026 Yaklaşık 5 dk okuma Okan DİLEK 6 okunma

Misafirperver bir milletiz. 

Öyle böyle değil, komşu ülkelerde yaşanan en küçük bir felaket olayında bütçemizi, evimizi, bağımızı, bahçemizi sokaklarımızı, topraklarımızı sonuna kadar açabiliyoruz. 

Bu düstur yüz yıllardır bir geleneğin devamıdır ülkemizde. 

Bu hissiyatı ne kadar yok etmeye çalışsanız da yok edemezsiniz. Merhamet bir başka hissiyat. Vicdanlı olmak insan olmanın gereğindendir ki, bu gömlek üzerimizden hiç çıkmamıştır. 

Ancak son yıllarda millet olarak bu hissiyatlarımız iyice hor kullanılmaya, kandırılmaya, aldatılmaya, kullanılmaya başlandı. 

İşin boyutu öyle çok büyüdü ki neredeyse evimizi, bahçemizi açtıklarımız elimizdeki, avucumuzdakileri almaya, ülke topraklarımızı sahiplenmeye, hatta hatta bizi yönetmeye kadar yüklendiler. 

Topluluklar oluşturdular, gruplar oluşturdular, seslerini yükseltmeye başladılar, hatta hatta oturduğumuz evlerin, sitelerin yöneticiliğini yapmaya başladılar. 

Yani evimizi açtığımız, savaştan kaçıp geldikleri için bahçemize aldığımız, yemeklerimizi, ekmeğimizi paylaştıklarımız bizleri yönetmeye başladılar

Korkunç sonun başlarını görmeye başladık adeta. 

Üç kuruş fazlaya evlerini yabancılara satanlar, yasa gereği sahip oldukları mal mülkler ile vatandaş olanların, artık kendi milletlerinin ruhunu ve yönetim anlayışlarını davranışlarını üzerimizde hüküm sürmeye başladıklarına şahit oluyoruz. 

Hatta hatta zenginleşip idarecilik yapanları da biliyor görüyoruz. 

Ve bitmiyor bunların çoğalması. 

Bizler ülkemizin yöneticilerinin bu imkan ve olanakların kendilerine sağlanmış olmasının kontrolünü yapacağı düşüncesiyle izliyoruz, gözlemliyoruz bakıyoruz. 

Ancak her geçen gün daha da çoğalmalar, daha da toprak alımları yapılarak yurt kurduklarına şahit oluyoruz. 

Hatta hatta daha da ileri gidip kendi ülkelerinin bayraklarını asanlar bile oluyor. 

Türkiye Cumhuriyetinin kanun ve yasalarından kendilerini üstün görmeye başlayan bu zihniyetlerin önü kesilmeli, kanun hükmünde yasalar ile bizim kozmik duygu ve düşüncelerimizin, maneviyatımıza zarar verecek davranışların içerisine girmeleri önlenmeli. 

Dengemizi ve davranışlarımızı etkileyecek örf ananelerimizin içine çökecek davranışların önüne geçilmeli. Site yöneticisi bir yabancının Türk’ü yönetmesi nasıl bir hissiyat ve kabul edilebilir bir durumdur ? 

Ben yerden arşa kadar bunu hazmedememekteyim. 

Benim gibi bir çok Türk Malik de kabul edememektedir. 

Çünkü adamlar hırs alır gibi, ‘he he he nasıl oluyor muş görün bakın sizin üzerinizde bir ülke insanı olduğumuzu göstereceğiz’ duygusunun yüksek tezahür ettiklerini gayet iyi görülmektedir. 

Diyeceksiniz ki yurt dışlarında böyle seviyelere çıkan görev yapan yurttaşlarımız vatandaşlarımız da var diyeceksiniz. 

Tamam var olabilir. Ancak Burası Türkiye, Anadolu. 

Vicdan, merhamet, yardımsever saf  ve iyi niyetli bir ülke insanlarının topluluğu. Biz gibi Dünya da zaten başka bir ülke yok. 

Bu yüzden değerlerimize deger yargılarımızın teeeee içine girecek uygulmaların yabancılara verilmesinin artık önüne geçilmesi kaçınılmazdır. Türk olarak, müslüman ve iman yüklü bir yaşamın içinden geçmiş değer olarak bu yabancıların değil site yöneticisi, STK bile kurmaları ve buradan ses yükseltmelerine tahammül edilecek bir yanı kalmamıştır. 

Bizim ülke olarak özelliklerimizi ve yaşam tarzımızın önüne geçecek ahkam kesecek her bir ‘Yapılabilir, Olabilir’ gibi cümleleri, yasalarımızdan, uygularımızdan çıkartılması ülkemizin özünü korumasında önemli bir mihenk taşı olacaktır. 

Sonun başlangıcını erkenden görmemek adına… 

Bugüne kadar yaşadıklarımızın hazmediler bir yanı yoktur. 

İstiklal Marşımızın hangi şartlarda ve hangi ruhani durumda yazıldığını bir düşünün. 

VE şiirde Mehmet Akif’in yazdıığı on kıta arasında önemli satırlardan biri vardır ki ‘Düşün Altında Yatan Binlerce Şehidi’ cümlesi…. Kimin aklından çıkabilir, çıkmış olabilir.