Siyasette 'Hava Muhalefeti' Filmi İzleniyor!

Seçimde seçmenin kalbine ve ruhuna göre aday belirlenmediği sürece, paranın gücüne kanıp abuk subuk hayatı daha tanımamış, dem almamışların bu görevlerde ‘Tatlanmasına !‘ fırsat verilmeye devam ettiği sürece 'Hava Muhalefeti' filmini, Kemal Sunal Filmlerin devamını yıllarca daha çoook izleriz.
14.08.2026 Yaklaşık 4 dk okuma Okan DİLEK 7 okunma

Her gün bir yenisi ile karşılaşıyoruz. 

Makam sahibi olmuş, şımarmış, "ne oldum delisi" olmuş, kazancı yükselince afallamış, şaşırmış, parmak ucunda yürümeye başlamış kimi milletvekillerinin hal ve hareketlerini, davranışlarını ‘Uçkurculuğu’ ile gündeme gelmelerini hep birlikte görüyoruz.

Ve millet için kendisine bu görevi adleden, göreve gelmesi için oy veren, sonra onların kutsal tercihlerini umursamayan, hiçe sayan, dönüp arkasına dahi bakmayan siyasetçilere şahit oluyoruz.

Kimisi beline sarılmış havlu ile kapıları açıyor, kimileri kafayı yapıp ‘Ben gücüm, istediğimi yaparım” diyerek ev basıyor, haneye tecavüzde bulunuyor. 

Allah aşkına, bu milletvekilleri neye göre, hangi kıstasa göre, hangi değerlendirmeye göre seçilir bi anlayamadık gitti. 

Aile kavramından uzak, yaşadığı şehrin bonkör esnafı olduktan sonra harcayacağı paraya acımayan bu miras yediler atalarından, dedelerinden, büyüklerinden hiç mi icazet almamış, hiç biri mi değer yargılarına dokunmamış hayatın?

Siyasette para onuru kurtarır mı? 

Ali Sunal’ın oynadığı ve siyaseti hiciv ettiği ve herkesi izlemesi gereken ‘Hava Muhalefeti’ filminde izleyenler siyasetin de aynen bu şekilde işlediğini, ‘Ağlanacak siyaset halimize Güldüğümüzü’ görecektir. 

Şimdi bu ahlaksızlığı yapanlar, aile kavramı dışına çıkıp, başka aile tanımı dışında mevzulara girişenlerin hali nice olmaktadır. 

Herşey ayan beyan ortaya çıkıyor. 

Hangi milletvekilinin kiminle kırıştırdığı, hangi yerel yönetim başkanının hangi personeli ile "aganigi naganigi" işlere girdiği, hangi siyasetçinin ne idiği belirsiz şahsiyetler ile "Açık denizde", uzak ülkelerde ne haltlar yediği artık günümüz bilişim ve iletişim çağının aktörleri ile ayan beyan ortaya çıkmaktadır.

Türk Siyasetinde seçmen bir film izliyor ve gerçekler ile güvendikleri insanların hallerine şahit oluyor. 

Durum böyle olunca da siyasetin güven veren duruşu da zedelenmiş oluyor. Artık para da itibarı kurtarmıyor. 

Eğer o çamur bir kere üstünüze sıçradı mı çıkaracak deterjan da bulunamıyor. 

Bunu temizlemek için ömrünüzün yarısını harcasanız temizleyemez, çıkaramazsınız. 

Bu durumda yapacak tek şey var, siyaset yapan politikacıların, attığı adımlara dikkat etmesi, yapacağı ve yapacaklarını gerçekten millet adına yerine getirmek için çaba göstermesi gerekiyor.

Geçmişte milleti ve ülkesi için gecesini gündüzüne katıp, hayatlarını heba eden siyasetçilerin olduğunu pekâlâ biliyoruz. 

Böyle devam edecek, böyle olur bu görevler diye sabitlendiğimiz anlayış artık yıkıldı gitti. 

Milletvekilinin ne haltlar yiyebileceği, kimi yerel yöneticilerin nasıl hayatı ve makamı kendine göre yontacağı algısı seçmenin kalbine ‘Deprem’de yıkılan çürük binalar misali çökmüş durumda. 

Seçmen, oy kullanacak olan insanlar kime, neye göre, nasıl inanacak tüm bu gördüklerinden sonra? 

Siyasetçiler, seçmen üzerinde bu sağ duyuyu ve güveni yeniden sağlayabilmesi için nasıl bir uygulama ve yol haritası ile kendine bir rota çizer bilmiyoruz.

Ancak bilinen tek şey var seçmenin aklından hiç çıkmayan ve çıkması çok zor bir duygu var ki ‘Gelecek olan da aynısını yapar mı ? Yapacak mı? 

Birileri yine belinde havlu ile kapıları açar mı, kafayı bulmuş bir milletvekili haneye baskın yapıp arsızlık yapar mı ? 

Seçimde seçmenin kalbine ve ruhuna göre aday belirlenmediği sürece, paranın gücüne kanıp abuk subuk hayatı daha tanımamış, dem almamışların bu görevlerde ‘Tatlanmasına !‘ fırsat verilmeye devam ettiği sürece 'Hava Muhalefeti' filmini, Kemal Sunal Filmlerin devamını yıllarca daha çoook izleriz.